top of page
1.png

Kaç kişiye değil kime ulaştığınız önemli Pazarlama

  • Yazarın fotoğrafı: Itir Ozdiker
    Itir Ozdiker
  • 8 Haz
  • 2 dakikada okunur

İnternet, teknoloji ve yapay zekâ sayesinde artık ortalama bir kullanıcı bile online olarak milyonlarca kişiye erişebiliyor. Sosyal medyada bir influencer aracılığıyla, çok da yüksek olmayan bütçelerle bile yüz binlerce, hatta milyonlarca kullanıcıya ulaşmak mümkün.


Eğer pazarlama stratejinizin temelinde "en popüler platformu bulmak" ya da "en çok kişiye ulaşmak" varsa, daha ilk adımda yanlış bir yöne yönelmiş olabilirsiniz.
Eğer pazarlama stratejinizin temelinde "en popüler platformu bulmak" ya da "en çok kişiye ulaşmak" varsa, daha ilk adımda yanlış bir yöne yönelmiş olabilirsiniz.

İnternet, teknoloji ve yapay zekâ sayesinde artık ortalama bir kullanıcı bile online olarak milyonlarca kişiye erişebiliyor. Sosyal medyada bir influencer aracılığıyla, çok da yüksek olmayan bütçelerle bile yüz binlerce, hatta milyonlarca kullanıcıya ulaşmak mümkün.


Ama görüntülenme, etkileşim gibi rakamlar, harcadığınız paranın gerçekten geri döndüğü anlamına gelmiyor. Son dönemde sektörü izlediğimde, influencer pazarlamasının beklenildiği kadar etkili olmadığına dair şikâyetlerin arttığını görüyorum.


Eğer pazarlama stratejinizin temelinde "en popüler platformu bulmak" ya da "en çok kişiye ulaşmak" varsa, daha ilk adımda yanlış bir yöne yönelmiş olabilirsiniz.

Evet, istatistikler size X milyon kişiye ulaştığınızda binde y'sinin satışa dönüştüğünü söylüyor olabilir.


Ama eğer ilk adımda şu soruları sorarsanız çok daha az kişiye ulaşsanız bile çok daha yüksek dönüşüm oranlarına ulaşabilirsiniz:


  • Ben kime ulaşmak istiyorum?

  • Hangilerine satmak istiyorum?

  • Hangileri benim marka elçim olabilir?

  • Beni kim, kime, nasıl anlatmalı?

  • Hangi özelliğimi kim öne çıkarmalı?


Çünkü artık önemli olan kaç kişiye ulaştığınız değil, kimlere ulaştığınız.

Milyonlarca insana "görünür" olup içlerinden birkaçının, korkunç bir reklam ve bilgi sağanağı altında gözüne ilişmesini ummak yerine, markanızın nişini bulmalı ve doğrudan o nişi hedeflemelisiniz. Bazen yüz binlerce satan bir ana akım gazete yerine bir sektör dergisi; bir yarışma programına sponsor olmak yerine bir üniversitedeki ilgili bir kulübün etkinliklerine destek olmak çok daha yüksek geri dönüş sağlayabilir.


Bu yüzden şirketler, "en trend olanı yapmak" uğruna bütçelerini sokağa atmamalı. Önce strateji, sonra plan.


Markanızın stratejisi "en çok kişiye ulaşmak" üzerine mi kurulu, yoksa "doğru kişilere ulaşmak" üzerine mi? Emin değilseniz, birlikte oturup konuşalım — Axis & Co. olarak markanızın asıl kitlesini ve niş alanını birlikte netleştirelim.




Yorumlar


bottom of page